Başlangıç > şüphelere cevaplar > “ey amca benim vasim ol” hadisi hakkındaki şüphelere cevap

“ey amca benim vasim ol” hadisi hakkındaki şüphelere cevap


BİSMİLLAHİR RAHMANİR RAHİM
HAMD OLSUN ALEMLERİN RABBİNE
VE SELAM OLSUN MEVLAMIZ MUHAMMEDE VE TERTEMİZ EHLİ BEYTİNE

nasibilerin Şiiler aleyhindeki çalışmaları her kes tarafından bilinmektedir. Şia aleyhindeki çalışmalarını gerek sanal alemde ve gereksede gerçek dünyada hızlı bir şekilde yapmaktadırlar. çalışmalarındaki ortak nokta ise hepsinin yalan ve iftiraya esaslanması, alıntı yaptıkları metinleri tahrif etmeleri, sansürlemeleri, yarım yamalak çevirmeleri veya zayıf olan hadisleri delil diye sunmalarıdır. böyle nasibilerden biride Ahmed el-Katib adlı kişidir. önceleri Şii olduğu idda edilen bu sapık şahıs “Şia’da Siyasal Düşüncenin Gelişimi” adlı bir kitap yazmış ve kitabında bir çok şüpheler ortaya atmıştır. onun ortaya attığı şüphelerden biriside Şia’da mevcut olan “Vasilik” inancı hakkındadır. “Vasiliğ”in normal, bilinen bir mirasçılık olduğunu, Nebi s.a.a’in ailesininin yönetimi imam Ali a.s’a vasiyet ettiğini idda etmekte ve iddasına delil olarak şu hadisi getirmektedir:

محمد بن الحسين وعلي بن محمد، عن سهل بن زياد، عن محمد بن الوليد شباب الصيرفي، عن أبان بن عثمان، عن أبي عبدالله (عليه السلام) قال: لما حضرت رسول الله (صلى الله عليه وآله) الوفاة دعا العباس بن عبد المطلب وأمير المؤمنين (عليه السلام) فقال للعباس: يا عم محمد تأخذ تراث محمد وتقضي دينه وتنجز عداته (1)؟ فرد عليه فقال: يا رسول الله بأبي أنت وامي إني شيخ كثير العيال قليل المال من يطيقك وأنت تباري الريح (2)، قال: فأطرق (صلى الله عليه وآله) هنيئة ثم قال: يا عباس أتأخذ تراث محمد وتنجز عداته وتقضي دينه؟ فقال بأبي أنت وامي شيخ كثير العيال قليل المال وأنت تباري الريح.
قال: أما إني ساعطيها من ياخذها بحقها ثم قال: يا علي يا أخا محمد أتنجز عدات محمد وتقضي دينه وتقبض تراثه؟ فقال: نعم (3) بأبي أنت وامي ذاك علي ولي
Muhammed b. Hüseyin ve Ali b. Muhammed bana Sehl b. Ziyad’dan, o Muhammed b. Velid es-Seyrafi’den, o Eban b. Osman’dan, o da Ebu Abdullah (imam Cafer es-Sadık a.s)‘dan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah s.a.a vefat etmek üzereyken Abbas b. Abdulmuttalib’i ve Emir’ül-müminin (imam Ali a.s)’ı çağırdı, Abbas’a dedi ki: “Ey Muhammed’in amcası! Muhammed’in mirasını almayı, borçlarını ödemeyi ve sözlerini yerine getirmeyi kabul ediyor musun?” Abbas dedi ki: “Ya Rasulallah! Anam babam sana kurban olsun! Ben yaşlı bir adamım. Çoluk çocuğumun sayısı fazla, buna karşılık malım da azdır. Sense cömert­likte rüzgârla yarışırsın, senin vasiyetlerini yerine getirmeye kimin gücü yetebilir ki?” Rasulullah, bir süre başını öne eğerek düşündükten sonra şunları söyledi: “Ey Abbas! Muhammed’in mirasını almayı, borçlarını ödemeyi ve sözlerini yerine getir­meyi kabul ediyor musun?” Dedi ki: “Anam-babam sana kurban olsun! Yaşlı bir adamım. Çoluk çocuğu­mun sayısı fazla, buna karşılık malım da azdır. Sense cömertlikte rüzgârla yarışırsın.” Bunun üzerine Rasulullah buyurdu ki: “Ben bu görevi, onu hakkıyla yerine getirecek birine vereceğim.” Ardından dedi ki: “Ey Ali! Ey Muhammed’in kardeşi! Muhammed’in verdiği sözleri yerine getirmeyi, borçlarım ödemeyi ve mirasını almayı kabul ediyor musun?” imam Ali: “Evet, anam babam sana kurban olsun. Kârı da zararı da benimdir.” dedi.

Kuleyni r.a, “el-Kafi”, 1/236, hadis 9

nasibi bu hadis ile delil getirmekte ve bunun normal bir aile vasiyeti olduğunu, önce Hz. Abbas b. Abdulmuttalibe teklif edildiğini, o kabul etmeyince ise imam Ali a.s’a edildiğini söylemektedir. ben buna cevaben derim ki, bu hadis ile delil getirmek kabuledilmezdir. zira hadisin senedinde kırmızı ile işaretlediğim iki ravi Sehl b. Ziyad ve Muhammed b. Velid vardır ve onların her ikisi zayıftırlar. şimdi onlar hakkında bilgi veriyoruz:

Sehl b. Ziyad (سهل بن زياد): Seyyid Ebul Kasım el-Hoi r.a “Mucem ricalil hadis”te onun biografisinde diyor ki:

5639 سهل بن زياد
5639-cu ravi: Sehl b. Ziyad:

سهل بن زياد أبو سعيد الآدمي الرازى كان ضعيفاً في الحديث غيرمعتمد عليه فيه وكان أحمد بن محمد بن عيسى يشهد عليه بالغلووالكذب وأخرجه منقم
Necaşi r.a dedi ki: “Sehl b. Ziyad Ebu Said el-Ademi er-Razi hadiste zayıftır, ona itimad edilmez. Ahmed b. Muhammed b. İsa onun aleyhinde guluv ve yalancılık şehadetinde bulumuş ve onu Kum’dan çıkarmıştır.”

و قال الشيخ سهل بن زياد الآدمي الرازي يكنى أبا سعيد ، ضعيف
ve Şeyh (Tusi r.a) şöyle dedi: “Sehl b. Ziyad el-Ademi er-Razi, künyesi Ebu Said, zayıftır.”

وقال الشيخ في الاستبصار: الجزء 3 باب أنه لايصحالظهار بيمينفي ذيل الحديث 935 : وأما الخبر الاول فراويه أبوسعيد الآدمى وهوضعيف جداً عند نقاد الاخبار وقد استثناه أبو جعفر ابن بابويه في رجال نوادرالحكمة
ve Şeyh (Tusi r.a) “el-İstisbar”, 3-cü cilt, hadis 935’de dedi ki: “ilk hadise gelince, onu Ebu Said el-Ademi rivayet etmiştir ve o hadis ehli arasında çok zayıftır ve Ebu Cafer b. Babaveyh (Şeyh Saduk r.a) “Nevadir el-Hikme” ricalinde onu istisna etmiştir.”

و قال الكشي في ترجمة صالح بن أبي حماد الرازي ( 543 ) قال علي بن محمد القتيبي : كان أبو محمد الفضل ( بن شاذان ) يرتضيه و يمدحه و لا يرتضى أبا سعيد الآدمي و يقول : هو الاحمق
ve Keşşi r.a Salih b. Hammad er-Razi’nin biografisinde dedi ki: Ebu Muhammed Fazl b. Şazan Ebu Said el-Ademihakkında dedi ki: “o bir ahmaktır”

وقال النجاشي والشيخ في ترجمة محمد بن أحمد بن يحيى (623): واستثنى ابنالوليد من روايات محمد بن أحمد بن يحيى في جملة مااستثناه روايته عن سهل ابنزياد الآدمى وتبعه على ذلك الصدوق وابن نوح فلم يعتمدوا على رواية محمد ابنأحمد بن يحيى عن سهل بن زياد
Necaşi ve Şeyh (Tusi r.a) Muhammed b. Ahmed b. Yahya’nın biografisinde dediler ki: “ibni Velid Muhammed b. Ahmed b. Yahya’nın senedinde Sehl b. Ziyad el-Ademi yer alan hadislerini istisna etmiştir ve bu hususta Saduk ile ibni Nuh ona tabi olmuş ve Muhammed b. Ahmed b. Yahya’nın Sehl b. Ziyad’dan olan hadislerine itimad etmemiştirler

و قال ابن الغضائري سهل بن زياد أبو سعيد الآدمي الرازي : كان  ضعيفا جدا فاسد الرواية و المذهب
ve ibni Ğadairi r.a şöyle dedi: “Sehl b. Ziyad Ebu Said el-Ademi er-Razi, çok zayıftır, mezhebi ve rivayetleri fasid (bozuk)‘tur.

Seyyid Ebul Kasım el-Hoi r.a, “Mucem ricalil hadis”, 9/354, 5639-cu ravi

Muhammed b. Velid (محمد بن الوليد): Seyyid Ebul Kasım el-Hoi r.a onun biografisinde şu bilgileri vermektedir:

محمد بن الوليد شباب الصيرفى
Muhammed b. Velid es-Seyrafi

قال العلاّمة (62) من الباب (1)، من حرف الميم، من القسم الثانى: محمد بن الوليد الصيرفي سيّار (شباب): ضعيف
Allame (Hilli r.a) dedi ki: Muhammed b. Velid es-Seyrafi, zayıftır.

وقال ابن داود (473)، من القسم الثانى: محمد بن الوليد الصيرفي (غض) ضعيف
ve ibni Davud dedi ki: Muhammed b. Velid es-Seyrafi, zayıftır.

Seyyid Ebul Kasım el-Hoi r.a, “Mucem ricalil hadis”, 18/331, 11963-cü ravi

yani hadis zayıftır ve hüccet olmaz. nitekim Şeyhul İslam Allame II Meclisi r.a “el-Kafi” şerhinde hadis hakkında diyor ki:

الحديث التاسع ضعيف و آخره مرسل
dokuzuncu hadis: zayıf ve son kısmı mürsel

II Meclisi r.a, “Mirat el-Ukul”, 3/48

  1. mehmet akan
    03/02/2014, 00:30

    ya sizde hakikaten hiç kafa yok. adam yığınla kitap yazmış sizin saçmalıklarınızı ortaya sermiş gelmişiniz saçma sapan uyduruk hadisleri kritik ediyorsunuz. sonra da millet sizin hadisler uyduruk deyince yırtıyonuz kendinizi. biraz beyin be biraz. musa el musavi ile ali şeriati de okuyun azıcık oldu mu? sizler gibi safevi rafızilerinden bahsediyor.

    • 03/02/2014, 00:30

      ya sizde hakikaten hiç kafa yok. adam yığınla kitap yazmış sizin saçmalıklarınızı ortaya sermiş gelmişiniz saçma sapan uyduruk hadisleri kritik ediyorsunuz.

      eğer bizde olmadığını söylediğin o kafa sizde olsaydı bizim burada kritik ettiğimiz hadis ve rivayetlerin “adam” dediğiniz o şerli ve şerefsiz varlığın kitabında delil diye getirdiği şeyler olduğunu anlardınız. bu şerli ve şerfsiz varlığın getirdiği diğer -sözde- delillerin analizi için bkz:

      Elmeddin er-Rafizi, “Ahmed el-Katib’e cevap”
      Şeyh Hasan el-Acmi h.a, “Ahmed el-Kezzab’a cevaplar”

      sonra da millet sizin hadisler uyduruk deyince yırtıyonuz kendinizi. biraz beyin be biraz.

      eğer biraz beyniniz olsaydı zayıf ve merdud hadislerin var olmasının “tüm hadisler uydurmadır” anlamına gelmediğini anlardınız. “millet” dediğiniz ahmaklar Ebu Hureyre gibi yalancıların uydurduklarını din diye yuttukları için doğru dini gördüklerinde şaşırıp kalıyorlar. işte o “millet”in dinini üzerine kurduğu kimseler:

      1. hariciler (Ehli Beyt a.s’ı tekfir edenler).
      2. nasibiler (Ehli Beyt a.s’a söven ve kin besleyenler).
      3. yalancılar.
      4. melunlar:
      5. alkolikler.
      6. kitap ehlip.

      musa el musavi ile ali şeriati de okuyun azıcık oldu mu? sizler gibi safevi rafızilerinden bahsediyor.

      Musa el-Musavi ve Ali Şeriati gibi zındıklar ancak kurguladıkları “Ali Şiası-Safevi Şiası”, “Muhammed sünnisi-Emevi Sünnisi” gibi masallarda yaşamaktadırlar, hem de buna mahkumdurlar. bunun en açık delili de bu gibi zındıklara “tamam öyleyse bana Ali Şiası dediğiniz o gurubun temel hadis, tefsir kitaplarını, kaynaklarını gösterin” dediğinizde bir cevap bulamamalarıdır. bu arada Ali Şeriati’nin “Ali Şiası Safevi Şiası” kitabındaki bir gerizekalı iddasına yanıtı şuradan göre bilirsiniz: imamların sayısının 13 olduğu hakkındaki şüpheye cevap | الرّد على شبهة أن عدد الأئمة ثلاثة عشر

      ister Ahmed el-Kezzab olsun ister Ali Şeriati fark etmez, tüm gerizekalılara yeri geldikce cevap vereceğiz.

  2. mesut
    17/12/2014, 00:30

    Kur’an-ı kerimin bir kısmına inanıp, başka yerlerine inanmamak fayda vermediği gibi, Ehl-i beytin bir kısmına inanıp sevmek, ötekilere lanet edip kötülemek de, ahirette fayda vermez. Kur’an-ı kerimin hepsine iman etmek lazım olduğu gibi, Ehl-i beytin de hepsini sevmek lazımdır. Ehl-i beytin hepsini sevmek de, (Ehl-i sünnet)ten başka hiç kimseye nasip olmamıştır. Çünkü Hariciler, Hazret-i Ali’ye ve Onun temiz evlatlarına düşman olmak alçaklığına sürüklendiler. Sebeiyye fırkası, müslümanların mübarek anneleri olan Hazret-i Âişe-i Sıddıka’ya ve Hazret-i Hafsa’ya ve Resulullahın halasının oğlu Zübeyr bin Avvam’a düşman olmak felaketine yuvarlandılar. Kiramiyye fırkası, Hazret-i Hasan’ın ve Hazret-i Hüseyin’in imamlığına inanmadılar. Muhtariyye fırkası da, imam-ı Zeynelabidin’e inanmadılar. İmamiyye fırkası, Zeyd-i şehide inanmadı. İsmailiyye de, imam-ı Musa Kazım’a inanmadı. Bunlar gibi, daha nice fırkalar, Ehl-i beyti sevmekten ve hadis-i şerife uymaktan mahrum kaldılar. Hiç birini ayırmadan hepsini sevmek Ehl-i sünnete nasip oldu….

    • 17/12/2014, 00:30

      Kur’an-ı kerimin bir kısmına inanıp, başka yerlerine inanmamak fayda vermediği gibi, Ehl-i beytin bir kısmına inanıp sevmek, ötekilere lanet edip kötülemek de, ahirette fayda vermez.

      Kur’an’a inanmaktan sizler mi söz ediyorsunuz? biz şiilerle sizlerin ihtilaf edip de bizim Kur’an ve Sünnetten delil getirmediğimiz her hangi bir konu var mı? sadece şu sitede bile yazdıklarımızın tamamı ancak Kur’an ve Sünnettendir ama kabul edecek misiniz? bunu yapmadığınız ve yapamayacağınız halde nasıl olurda Kur’an’a bir bütün olarak inanmanın gerekli olduğundan söz edersiniz?

      Ehli Beyt konusuna gelince, Ehli Beyt ile kast ettiğimiz Kur’an (bak: Meveddet ayeti) ve Sünnetin (bkz: “seni ancak mümin sever” hadisi) sevgisini iman, düşmanlıklarını ise küfür olarak nitelendirdiği; Allah azze ve celle’nin kendi kitabında (bkz: Tathir ayeti) her tür kirden temizlediğini bildirdiği; Nebi s.a.a’in “sarıldıkca sapmayacaksınız” dediği (bkz: Sakaleyn hadisi) kimselerdir. tıpkı Allah azze ve celle’nin Nisa suresi 54-cü ayette “İbrahim ailesine kitap ve hikmet verdik, onlara büyük hükümranlık bahşettik.” buyurarak Hz. İbrahim a.s’ın ailesinin ve soyunun tamamını değil de ailesinden seçtiği bazı özel kimseleri kast ettiği gibi.

      Ehl-i beytin hepsini sevmek de, (Ehl-i sünnet)ten başka hiç kimseye nasip olmamıştır.

      bu sözleri söylerken utanmıyor musun? sizin sahabe ilan ettiğiniz munafık, melun ve mürted yığını Ehli Beyt a.s düşmanı değil mi? Hz. Ali a.s’a minberlerden sövüp lanet ettiren Muaviye sizin sahabe saydığınız birisi değil mi? işte sizin dininizi size rivayet etmiş olan önderleriniz bu şahıslardır, bkz: ehli sünnetin sahabeleri

      keza sizin alimleriniz Ehli Beyt imamları a.s’a hakaret etmiş, onları tahkir etmiştir, bkz: ehli sünnet ve ehli beyt a.s

      ve tüm bunlardan sonra sen Ehli Beyt a.s’ı sevdiğinizi mi idda ediyorsun? ne diyeyim ki, sana?

      Çünkü Hariciler, Hazret-i Ali’ye ve Onun temiz evlatlarına düşman olmak alçaklığına sürüklendiler.

      bu alçaklık sadece haricilere ait değildir aynı şekilde nasibilere de aittir. ama ne gariptir ki, bu 2 alçak gurup sizin dininizi rivayet eden hadis ravilerinizdir, buyur: harici raviler ve nasibi raviler

      Sebeiyye fırkası, müslümanların mübarek anneleri olan Hazret-i Âişe-i Sıddıka’ya ve Hazret-i Hafsa’ya ve Resulullahın halasının oğlu Zübeyr bin Avvam’a düşman olmak felaketine yuvarlandılar.

      zavallı ve melun ibni Sebe! eğer sizin gibi tarihi istedikleri gibi yazacak güce sahip kimselerin onun hakkında ne masallar uyduracağını bilseydi kendisini intahar ederi. onun hakkında ne gibi yalanlar uydurduğunuzu buradan oku: nasibilerin İslam tarihine alternativ olarak uydurdukları sahte tarih.

      Aişe, Hafsa, Zübeyir, Talha ve bu gibi Ehli Beyt a.s düşmanlarına gelince, daha önce Kur’an ayetleri ile gösterdiğim gibi İslamda kim olman, neci olman, kimin akrabası olman seni müslüman yapmaz ve sigortalamaz. İslamda esas olan imandır. ve bu kural her kes için geçerlidir. dolayısı ile Nebi s.a.a’in ailesinden veya Hz. Ali a.s evladından bile olsa eğer birisi İslam’ı redd ediyorsa o kafirdir.

      Nebi s.a.a’in diğer sahabeleri ve diğer zevceleri de vardır. biz neden onlara da düşman değiliz? mesela neden Hz. Zeynep, Hz. Hatice, Hz. Mariye, Hz. Ümmü Seleme, Hz. Meymune… gibi zevcelerine de düşman değiliz? niye Ebu Said el-Hudri, Cabir b. Abdullah el-Ensari, Hz Hamza, Hz. Cafer, Hz. Akil, ibni Mesud, Zeyd b. Erkam… gibi sahabelere de düşman değiliz? bu saydıklarımız bize rüşvet mi verdi? yoksa Aişe, Hafsa, Zübeyir gibiler bizim malımızı mı çaldı? hayır bir gurup Rasulullah s.a.a ve onun emanetlerine bağlı kaldı, diğer gurup ise inkar ve ihanet ettiler. Nebi s.a.a’in “sarıldıkca sapmayacaksınız” dediği; sevgilerinin iman ve düşmanlıklarının küfür olduğunu bildirdiği; “Allah’ım ona düşman olana düşman ol” dediği; “sizin savaştığınız ile savaşırım” dediği; “benden sonra sizin velinizdir” dediği…. diyerek emanet ettiği kimselere düşman oldular, onlara sövüp lanet ettiler, onları öldürdüler…

      şimdi sadece bir hadis ile senin de ne kadar samimi olduğunu ölçelim, bkz: sizin savaştığınız ile savaşırım hadisi

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: