Başlangıç > Akide, şüphelere cevaplar > imam Ali a.s hilafetin şura ile olduğuna mı inanıyordu? | هل تعتقد الإمام علي عليه السلام بالشورى؟

imam Ali a.s hilafetin şura ile olduğuna mı inanıyordu? | هل تعتقد الإمام علي عليه السلام بالشورى؟


BİSMİLLAHİR RAHMANİR RAHİM
HAMD OLSUN ALEMLERİN RABBİNE
VE SELAM OLSUN MEVLAMIZ MUHAMMEDE VE TERTEMİZ EHLİ BEYTİNE

İslam düşmanlarının İslam ve müslümanlar aleyhinde gün geçtikce yaptığı çalışmalar artmakta ve geniş şekilde yayılmaktadır. Bu çalışmalar zayıf hadisleri delil getiremek veya alıntı yapılan metni makaslayarak tahrif ederek ortaya şüpheler atmaktan başka bir şey değildir. nasibilerin bu şekilde ortaya attıkları şüphelerden birisi İslam akidesine yöneliktir, iddalarına göre güya imam Ali a.s imametin İslam dinindeki gibi nass ile olduğunu değil de nasibi dinindeki gibi şura ile olduğunu beyan etmiştir. bu iddalarına dayanak olarak Seyyid Razi r.a’ın “Nehcul Belağa” kitabındaki 6-cı mektubu göstermektedirler. Biz inşaAllah öncelikle “Nehcul Belağa”dan mektubun aslını aktaracak, daha sonra ise onun senedini, kaynağını ve sıhhatini araştıracağız.

Seyyid Razi r.a “Nehcul Belağa”nın mektuplar bölümünde imam Ali a.s’ın Muaviye’ye şöyle yazdığını rivayet etmiştir:

ومن كتاب له (عليه السلام) إلى معاوية
imam Ali a.s’ın Muaviye’ye yazdığı mektup

 إِنَّهُ بَايَعَنِي الْقَوْمُ الَّذِينَ بَايَعُوا أَبَا بَكْر وَعُمَرَ وَعُثْمانَ عَلَى مَا بَايَعُوهُمْ عَلَيْهِ، فَلَمْ يَكُنْ لِلشَّاهِدِ أَنْ يَخْتَارَ، وَلاَ لِلغَائِبِ أَنْ يَرُدَّ، وَإنَّمَا الشُّورَى لِلْمُهَاجِرِينَ وَالاَْنْصَارِ، فَإِنِ اجْتَمَعُوا عَلَى رَجُل وَسَمَّوْهُ إِمَاماً كَانَ ذلِكَ لله رِضىً، فَإِنْ خَرَجَ عَنْ أَمْرِهِمْ خَارِجٌ بِطَعْن أَوْبِدْعَة رَدُّوهُ إِلَى مَاخَرَجَ منه، فَإِنْ أَبَى قَاتَلُوهُ عَلَى اتِّبَاعِهِ غَيْرَ سَبِيلِ الْمُؤْمِنِينَ، وَوَلاَّهُ اللهُ مَا تَوَلَّى.
وَلَعَمْرِي، يَا مُعَاوِيَةُ، لَئِنْ نَظَرْتَ بِعَقْلِكَ دُونَ هَوَاكَ لَتَجِدَنِّي أَبْرَأَ النَّاسِ مِنْ دَمِ عُثْمانَ، وَلَتَعْلَمَنَّ أَنِّي كُنْتُ فِي عُزْلَة عَنْهُ، إِلاَّ أَنْ تَتَجَنَّى(5) ; فَتَجَنَّ مَا بَدَا لَكَ! وَالسَّلاَمُ
Şüphesiz Ebubekr’e, Ömer’e, Osman’a biat edenler, onlara biat ettikleri şekilde bana da biat ettiler. Orada bulunanların (başkasını) seçme hakkı olmadığı gibi, bulunmayanın da reddetme hakkı yoktur. Şura, ancak Muhacirler’e ve Ensar’a aittir; onlar, toplanıp birisine uyar ve imam olarak nitelendirirse, bu Allah’ın da hoşnut olduğu bir iştir. Kim, onların hükmüne razı olmayıp kınayarak veya bidate uyarak onların işlerini terk ederse, onu geri çevirirler. Kabul etmezse, mü’minlerin yoluna tabi olmadığı için onunla savaşırlar ve döndüğü şeyin vebalini de Allah, onun boynuna yükler.

Ey Muaviye, Ömrüme yemin olsun, eğer heva ve hevesine uymadan aklınla düşünürsen, beni Osman’ın kanına girenlerden en uzak (ve tertemiz) bulursun. Sen çok iyi biliyorsun ki ben, bu işin dışındaydım. Ama yok bu işi benim üzerime yıkmak istiyorsan ve bildiğini (gerçekleri) gizliyorsan o başka… ve’s-Selam.

Seyyid Razi r.a, “Nehcul Belağa”, 6-cı mektup

şüphenin cevabı: bilindiği gibi Seyyid Razi r.a’ın “Nehcul Belağa” kitabı bazen şii, bazen sünni ve bazen de her iki mezhebinin kaynaklarında imam Ali a.s’a nispet edilen hutbe ve mektupların bir araya toplanmış olduğu bir kitaptır. Fakat Seyyid Razi r.a bu işi yaparken hadisleri senedleri ile birlikte yazmamış, sadece metinlerii zikretmiştir. O yüzden “Nehcul Belağa”da geçen her hagngi bir hutbenin veya mektubun senedini göre bilmemiz için Seyyid Razi r.a’ın bunları aldığı ana kaynaklara bakmamız gerekir. işte üzerinde konuşmakta olduğumuz bu mektup hem şia ve hemde nasibi kaynaklarında senedi ile birlikte rivayet edilmiştir. O yüzden biz burada her bir mezhebin kaynaklarında bu mektup içi zikredilmiş olan senedleri aktaracak, daha sonra ise onu inceleyeceğiz.

1. Şia kaynaklarında hadisin senedi: Şia kaynaklarında bu mektubu sadece Nasr b. Muzahim r.a “Sıffın” adlı kitabında rivayet etmiştir ki, onun senedi şöyledir:

نصر: عمر بن سعد، عن نمير بن وعلة، عن عامر الشعبي
Ömer b. Sad Numeyr b. Valih’ten, o da Amr eş-Şaabi’den rivayet etti:

Nasr b. Muzahim r.a, “Sıffın”, sayfa 27-29

bu senedde geçen ravilerden ikisi meçhul, biri ise yalancı ve mel’undur. inşaAllah şimdi ravilerin her biri hakkında şia rical kitaplarından bilgi vereceğiz:

1-1. Amr eş-Şaabi (عامر الشعبي): hadisin ilk ravisi olan bu şahıs meşhur yalancılardan ve aynı zamanda imam Ali a.s düşmanlarından birisidir, Seyyid Ebul Kasım el-Hoi r.a onun hakkında diyor ki:

أقول: من الغرائب أن يعدّه ابن داود في القسم الاوّل، وهو الخبيث الفاجرالكذّاب المعلن بعدائه لامير المؤمنين عليه السلام
derim ki: ibni Davud’un onu ilk bölümde zikretmesi gariptir ve o habis, facir, yalancı, mel’un ve Emirelmüminin a.s düşmanlarındandır.

Seyyid Ebul Kasım el-Hoi r.a, “Mucem ricalil hadis”, 10/210, 6095-ci ravi

1-2. Numeyr b. Valih (نمير بن وعلة): hadisimizin ikinci ravisi, şia ve nasibi rical ilmince ittifakla meçhul bir ravidir, Şeyh Şahrudi r.a onun hakkında diyor ki:

نمير بن وعلة: لم يذكروه
Numeyr b. Valih, zikredilmemiştir.

Şeyh Şahrudi, “Müstedrekat ilmur ricalil hadis”, 8/89, 15642-ci ravi

1-3. Ömer b. Sad (عمر بن سعد): hadisimizin üçüncü ravisi ve Nasr b. Muzahim r.a’ın şeyhlerindendir, meçhuldür, Şeyh Şahrudi r.a onun hakkında diyor ki:

عمر بن سعد بن أبي الصيد الأسدي: لم يذكروه
Ömer b. Sad b. Ebi Seyyad el-Esedi, zikredilmemiştir.

Şeyh Şahrudi, “Müstedrekat ilmur ricalil hadis”, 6/90, 11017-ci ravi

bu imam Ali a.s’a nispet edilen mektubun şia kaynaklarında geçen senedinin durumu idi. Görüldüğü gibi onun senedinde 2 meçhul ve birde yalancı ravi vardır ki, bu en iyi halde hadisin çok zayıf (zayıf cidden) olduğu demektir. Dolayısı ile Şia nezdinde imam a.s’ın yazdığı böyle bir mektup yoktur ki, bu kadarı bahsimizi tamamlamak için yeterlidir, zira nasibi kaynakları bizim aleyhimizde delil olmamaktadır ama biz bu mektubun hatta nasibiler nezdinde bile sahih olmadığını inşaAllah ıspat edeceğiz.

2. sünni kaynaklarında hadisin senedi: bu hadisi nasibi tarih alimlerinden ibni Asakir de kendi kitabında şu isnad ile rivayet etmiştir:

أخبرنا أبو عبد الله البلخي أنا أحمد بن الحسن بن خيرون أنا الحسن بن أحمد بن إبراهيم أنا أحمد بن إسحاق الطيبي نا أبو إسحاق إبراهيم بن الحسين نا أبو سعيد يحيى ابن سليمان الجعفي نا نصر بن مزاحم نا عمر بن سعد الأسدي عن نمير بن وعلة عن عامر الشعبي
bana Ebu Abdullah el-Belhi haber verdi, dedi ki: bana Ahmed b. Hasan anlattı, dedi ki: bana Hasan b. Ahmed b. İbrahim anlattı, dedi ki: banaAhmed b. İshak anlattı, dedi ki: bana Ebu İshak İbrahim b. Hüseyin anlattı, dedi ki: bana Ebu Said Yahya b. Süleyman el-Cufi anlattı, dedi ki: bana Nasr b. Muzahim anlattı, dedi ki: bana Ömer b. Sad el-Esedi Numeyr b. Valih’ten, o da Amr eş-Şabii’den şöyle anlatı:

ibni Asakir, “Tarihi Medine ed-Dımeşk”, 59/127

görüldüğü gibi ibni Asakir Nasr b. Muzahim r.a’a kadar kendi senedi ile gelmiş sonra ise Nasr r.a’ın senedi ile hadisi rivayet etmiştir. yukarıda Nasr b. Muzahim r.a’ın senedini şia rical ilmine göre incelemiştik, şimdi ise bu senedi nasibi rical ilmine göre inceleyeceğiz.

2-1. Numeyr b. Valih (نمير بن وعلة): hadisin ikinci ravisi olan bu şahıs yukarıda söylediğimiz gibi hem şia ricalinde ve hemde nasibi ricalinde de meçhul bir ravidir, nasibi rical alimi ibni Hacer onun hakkında diyor ki:

نمير بن وعلة.  عن الشعبي.  وعنه أبو مخنف لوط فقط.  مجهول
Numeyr b. Valih, Şaabi’den (rivayet etmiştir), ondan ise Ebu Mihnef (rivayet etmiştir), meçhuldür.

ibni Hacer, “Lisan el-Mizan”, 8172-ci ravi

2-2. Nasr b. Muzahim (نصر بن مزاحم): hadisin dördüncü ravisi olan bu şahıs nasibiler nezdinde zayıf bir ravidir, nasibi rical alimi Ukayli onun hakkında der ki:

نصر بن مزاحم المنقري كان يذهب إلى التشيع وفي حديثه اضطراب وخطأ كثير من حديثه
Nasr b. Muzahim el-Munkeri: o şia mezhebinde idi ve hadisinde ıztırab ve çok hata var.

Ukayli, “ed-Duafa”, 4/300, 1899-cu ravi

bir başka nasibi rical alimi olan Ebu Hatim ise onun hakkında diyor ki:

نصر بن مزاحم العطار المنقري أبو الفضل سكن بغداد
Nasr b. Muzahim el-Attar el-Munkeri, Ebu Fazıl

واهي الحديث متروك الحديث لا يكتب حديثه
Metrukul hadistir, hadisi yazılmaz.

Ebu Hatim, “Cerh ve Tadil”, 8/468, 2143-cü ravi

görüldüğü gibi hadisin senedinde bir meçhul ve birde metruk olan ravi vardır ki, bu da hadisi çok zayıf (zayıf cidden) durumuna düşürmektedir. Sonuç olarak, bu mektup şia kaynaklarında olduğu gibi nasibi kaynaklarında sabit değildir.

Kategoriler:Akide, şüphelere cevaplar Etiketler:
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: