Başlangıç > Tarih > ilk devir müslümanlar arasında Şura düşüncesi varmıydı?

ilk devir müslümanlar arasında Şura düşüncesi varmıydı?


BİSMİLLAHİR RAHMANİR RAHİM
HAMD OLSUN ALEMLERİN RABBİNE
VE SELAM OLSUN MEVLAMIZ MUHAMMEDE VE TERTEMİZ EHLİ BEYTİNE

bundan sonra… bilindiği gibi ehli sünnet ve nasibilerin inancından hilafetin seçimle yani Şura ile olduğu inancı mevcuttur. bu onların inancıdır ve bizim nezdimizde bir değere sahip değldir. zira Kuran-ı Şerif ve Şii-Sünni her iki tarafın rivayet ettiği mütevatir hadislerin açık beyanı ile hilafetin nass ile olduğu ve halifenin Allah c.c tarafından tayin edildiği sabittir. fakat biz bu çalışmamızda inşaAllah sünni ve nasibilerin kendi kaynaklarından ilk devir müslümanlar arasında Şura düşüncesinin olmadığını ortaya koyacağız. bu konuda sadece bir kaç örnek ile yetineceğiz:

1. Ebu Bekir’in krallığı: sünni ve nasibilerin ilk büyük halife olarak gördükleri Ebu Bekir’in krallığı ve ona yapıla biat o dönemde müslümanlar arasında Şura gibi bir düşüncenin olmadığı konusunda yeterli delildir. zira bilindiği gibi Nebi s.a.a’in vefatından sonra Ebu Bekir, Ömer ve Ebu Ubeyde el-Cerrah’ın aralarında bulunduğu bir gurup da Sakifede önderlik ve saltanat kavgasına tutulmuşlardı. Ancak, burada saltanat için kavgaya tutuşan bu kişilerin hiç birisi şura veya istişareden söz etmemiş, aksine Allah c.c’ın “müminler ancak kardeştirler” (Hucurat, 10) kavlini unutmuşcasına bir birine bağırıp “Allah senin belanı versin”, “Allah seni öldürsün” gibi ifadeler kullanmıştırlar. Ebu Bekir’in hükumeti nasıl ele geçirdiğini Ahmed el-Katib’in de “raşid halife” olarak gördüğü hadisenin gerçek “kahraman”larından Ömer b. Hattab şöyle anlatıyor:

حدثنا عبد العزيز بن عبد الله: حدثني إبراهيم بن سعد، عن صالح، عن ابن شهاب، عن عبيد الله بن عبد الله بن عتبة بن مسعود، عن ابن عباس قال:
ثم إنه بلغني قائل منكم يقول: والله لو قد مات عمر بايعت فلاناً، فلا يغترَّنَّ امرؤ أن يقول: إنما كانت بيعة أبي بكر فلتة وتمَّت، ألا وإنها قد كانت كذلك، ولكن الله وقى شرَّها،
bana Abdulaziz b. Abdullah anlattı, dedi ki: İbrahim b. Sadan bana Salih’ten, o ibni Şihab’dan, o Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Mesud’dan, o da ibn Abbas’dan şöyle anlattı: Ömer dedi ki: Sonra şu da var ki, içinizden bir sözcü çıkıp: “Vallahi Ömer ölürse, ben fulan kimseye bey’at ederim” demektedir. Sakın hiçbir kimse onun “Ebu Bekir’e yapılan bey’at ancak fitnedir, birdenbire olmuş ve tamamlanmıştır” demesiyle aldanmasın! Hakikaten öyledir ancak, Allah, o işin şerrinden ümmeti korumuştur.

Buhari, “es-Sahih”, Kitabul muharabin, 16-cı bab, hadis 6442

gördüğünüz gibi, Sakife olayları içerisinde bulunan Ömer b. Hattab’ın kendisi bugün birilerinin “Şura” ile olduğunu söyledikleri Ebu Bekir’in krallığının, ona yapılan biatin fitne olup, hiç bir istişareye dayanmadığını, birden bire olduğunu söylemektedir.

2. Ömer b. Hattab’ın krallığı: Ömer b. Hattab sünni ve nasibilerin ikinci halife olarak gördüğü bir kişidir. ancak onun hükumeti de kesinlikle Şura ile olmamıştır. aksine onun krallığı “istişaresiz ve birdenbire” olmuş olan Ebu Bekir’in krallığı gibidir. Ebu Bekir ölüm döşeğinde iken vasiyet yazdırarak Ömer b. Hattabı hükumete atamış, hiç kimse ile istişare yapmamış ve bir Allah’ın kulu da çıkıp “istişare yapılmalıydı, niye bunu çiğnedin?” diye itirazda bulunmamıştır. Ebu Bekir’in Ömer’i kendisinden sonra kral ilan etmesine itiraz eden imam Ali a.s ve Talha b. Ubeydullah da böyle bir şeyi zikretmemiştirler.

عبد الرزاق عن معمر عن الزهري عن القاسم بن محمد عن أسماء بنت عميس قالت: دخل رجل من المهاجرين على أبي بكر رحمه الله وهو شاك، فقال: استخلفت عمر وقد كان عتا علينا ولا سلطان له، فلو قد ملكنا لكان أعتى علينا وأعتى، فكيف تقول لله إذا لقيته؟ فقال أبو بكر: أجلسوني، فأجلسوه، فقال: هل تفرقني إلا بالله، فإني أقول إذا لقيته: استخلفت عليهم خير أهلك
Mamer bana Zühri’den, o Kasım b. Muhammed’den, o da Esma binti Ümeys’ten dedi ki: Muhacirlerden bir adam Ebû Bekir hasta iken yanma geldi. Ona: “Başımıza Ömer’i halife tayin ettin. O sert bir kimsedir, kendisine hâkim olamaz. Eğer onu başımıza halife yaparsan sertliği daha da artar ve kendisine daha çok hâkim olamaz. Allah’la karşılaştığında ona ne cevap vereceksin?” dedi. Ebu Bekir: “Beni oturtun!” dedi ve: “Sen beni Allah ile mi korkutuyorsun?” dedi. “Allah’la karşılaştığımda ona şöyle derim: Yarabbi! Onlara en hayırlılarını emir tayin ettim!.”

Abdurrezzak, “Musannaf”, 5/449-450, hadis 9764

hadisi ibni Ebi Şeybe “Musannaf”, 7/434, hadis 37056’da kendi sahih senedi ile Haris b. Yezid’den; ibni Sad “Tabakat”, 3/274’de kendi senedi ile Aişe’den; Ahmed b. Hanbel “Fedail es-Sahabe”, 1/337, hadis 485’de kendi senedi ile Esma binti Yezid’den; Taberi “Tarih et-Taberi”, 2/355’de ve “Tehzibul Asar”, 3/356, hadis 1191’de kendi senedi ile Esma binti Umeys’ten rivayet etmiştir. hadisi kendi kitabında Abdurrezzak’tan naklen rivayet eden ibni Hacer hadis hakkında diyor ki:

رجاله ثقات
ricalleri sikattan (güvenilirlerden)‘dir.

ibni Hacer, “Metalibul Aliyye”, 11/173, hadis 3989

hadiste Ebu Bekir’e itiraz eden şahsın -ki, bu imam Ali a.s’dır- açıkca söylediği ve hadisin sonunda Ebu Bekir’in de itiraf ettiği gibi Ömer’i tayin bizzat Ebu Bekir’dir ve ortada istişare yoktur.

yine Ömer ölüm anında önceleri Ebu Bekir’in kendisini tayin etmiş olduğu gibi birilerini tayin etme düşüncesine dalmş ve şöyle demiştir:

قال: أخبرنا عفان بن مسلم قال: أخبرنا حماد بن سلمة عن علي بن زيد بن جدعان عن أبي رافع أن عمر بن الخطاب كان مستندا إلى بن عباس وعنده بن عمر وسعيد بن زيد فقال: اعلموا أني لم أقل في الكلالة شيئا ولم أستخلف بعدي أحدا وأنه من أدرك وفاتي من سبي العرب فهو حر من مال الله. قال سعيد بن زيد بن عمرو: إنك لو أشرت برجل من المسلمين ائتمنك الناس، فقال عمر: قد رأيت من أصحابي حرصا سيئا وإني جاعل هذا الأمر إلى هؤلاء النفر الستة الذين مات رسول الله، صلى الله عليه وسلم، وهو عنهم راض. ثم قال: لو أدركني أحد رجلين فجعلت هذا الأمر إليه لوثقت به: سالم مولى أبي حذيفة وأبي عبيدة بن الجراح
bana Affan b. Müslim haber verdi, dedi ki: Hammad b. Seleme bana Ali b. Ziyad’dan, o Ebu Rafi’den şöyle haber verdi: Ömer yaralanınca ona kendi yerine birini seçmesini önerdiler. Bunun üzerine Ömer dedi ki: “Ebu Ubeyde Cerrah hayatta olsaydı yerime onu seçerdim. Allah bunun sebebini benden sorsaydı, cevap olarak, “Peygamber’in, onun ümmetin emini olduğunu söylüyordu!” derdim. ve eğer Ebu Huzeyfe’nin azat etmiş olduğu kölesi Salim hayatta olsaydı, şüphesiz kendi yerime onu seçerdim. Allah bunun sebebini soracak olsaydı, “Resulullah’ın, Salim Allah’ı o kadar seviyor ki, Allah’tan korkmasaydı bile, yine de O’na itaatsizlik etmezdi dediğini duydum” derdim.

ibni Sad, “Tabakat el-Kubra”, 3/343

hadisi ibni Şubbe en-Numeyri “Medine Tarihi”, 3/922’de kendi senedi ile; Ahmed b. Hanbel “Müsned”, 1/20, hadis 129’da kendi zayıf isnadı ile rivayet etmiştir.

bu hadiste de açıkca gördüğümüz gibi henüz ortada Şura diye bir düşünce mevcut değildir, aksine Ömer birilerini bulup tayin etme düşüncesindedir. ve Şura düşüncesi ancak bundan sonra Ömer’in bir bidati olarak ortaya çıkmıştır.

tüm bunlardan sonra, nasıl ilk müslümanların şura düşüncesine sahip oldukları düşünüle bilir? oysa onlardan hiç birisi bu konuda tek kelime etmemiş, bir defa bile bu yöntem ile bir kişiyi seçmemiş, Ebu Bekir ve Ömer kral olduğunda onları kabullenmeyenler de çıkıp “siz istişaresiz başa geçtiniz”, “şura düşüncesini çiğnediniz” ve s. gibi tek kelime etmemiştirler.

Kategoriler:Tarih Etiketler:
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: