Başlangıç > Tarih, şüphelere cevaplar > Abdullah b. Sebe: hadisler ışığında inceleme

Abdullah b. Sebe: hadisler ışığında inceleme


BİSMİLLAHİR RAHMANİR RAHİM
HAMD OLSUN ALEMLERİN RABBİNE
VE SELAM OLSUN MEVLAMIZ MUHAMMEDE VE TERTEMİZ EHLİ BEYTİNE

bilindiği gibi nasibiler tarafından İslam tarihinde tarif edilmiş olaylardan birisi de Abdullah b. Seba kıssasıdır. Şöyle ki, nasibiler bu kıssayı Seyf b. Ömer gibi zındıklar sayesinde tamamen tahrif etmiş, tahrif edip kurguladıkları masallara dayanarak Şia’yı Abdullah b. Sebe adlı bir yahudinin kurmuş olduğu iftirasını atmaktadırlar. Bu iftiranın asılsız ve pis bir uydurma olduğunu müslümanlarla/şiilerle nasibilerin ihtilaf ettiği her konuda bizzat nasibilere kendi kaynaklarından deliller sunması bile belgelemektedir ama biz her bir konuya konunun kendi dahilinde cevap vermeyi gerek gördüğümüz için bu konuda hakkında bir çalışma yaptık.

Abdullah b. Sebe konusu hakkında Allame Seyyid Askeri, Şeyh Ali al-i Muhsin ve Seyyid Haşim Haşimi gibi muhakkik alimler tarafından geniş ve kapsamlı bir çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda Abdullah b. Sebe hakkındaki nasibi ve İslami/Şia kaynaklı tüm hadisler bir araya toplanmış, onların sened ve metinleri incelenmiştir. Çalışmaların her birisi çok güçlü ve konunun hakkını vermiş olan çalışmalardır. fakat bu çalışmalar şuan için Türkçe’ye çerilmiş olmadığı ve tüm kardeşlerimizde arapça bilmediği için kendi hazırladığım çalışmamı sizlerle paylaşmak istiyorum.

İslami/Şii kaynaklara bakıldığında tarihte Abdullah b. Sebe adında birinin yaşamış olduğu, bu kişinin imam Ali a.s’ın hilafeti döneminde Kufede ortaya çıkıp imam a.s hakkında ilahlık iddasında bulunduğu, imam a.s’ın onu tevbeye davet ettiği, tevbeye yanaşmayınca onu öldürdüğü açıkca görülmektedir. Ancak, nasibi saray mollalarından zındık Seyf b. Ömer bu tarihi gerçeği tamamen tahrif etmiştir. zındık Seyf b. Ömer’in uydurduğu kıssa gerçeklere aykırı olarak ibni Sebe’nin Osman b. Affan’ın hilafeti döneminde ortaya çıktığını, recat ve vasiyyet ile ilgili düşünceleri ilk defa onun ortaya attığını, müslümanları Osman b. Affan’a karşı isyana teşvik ettiğini ve bunun sonucu olarak Osman b. Affan’ın öldürüldüğünü içermektedir.

inşaAllah biz bu çalışmamızda ibni Seba kıssasını hem sahih hadisler ışığında İslami/Şii ve nasibi kaynaklardan aktaracak ve hemde zındık Seyf b. Ömer’in uydurduğu kıssayı inceleyeceğiz. İslami/Şii kaynaklarda sahih hadislerle anlatılan gerçek kıssa için “imam Ali a.s’ın ilahlığını idda eden gerçek ibni Seba”, Seyf b. Ömer’in tahrif ederek uydurduğu kıssa için ise “imam Ali a.s’ın vasiliğini idda eden uyduruk ibni Seba” adını kullanacağız. işimizde Allah azze ve celleye tevekkül eder ve yanlızca Ondan yardım dileriz.

1. imam Ali a.s’ın vasiliğini idda eden uyduruk ibni Seba: yukarıda da söylediğim ve Allame Seyyid Askeri gibi muhakkıkların araştırmaları sonucu belli olduğu gibi ibni Seba’nın yahudi olduğu, Osman b. Affan’ın hilafeti döneminde ortaya çıktığı, recat ve vasiyyet ile ilgili düşünceleri ilk defa onun ortaya attığı, müslümanları Osman b. Affan’a karşı isyana teşvik etmesi ve benzeri sözler tamamen gerçek dışı ve asılsız olup nasibi alimlerinden zındık Seyf b. Ömer et-Temimi tarafından uydurulmuştur. inşaAllah öncelikle Seyf b. Ömer tarafından uydurulmuş olan kıssayı sizlerle paylaşacak, daha sonra ise onu bizzat nasibi hadis ilmine göre inceleyeceğiz.

ibni Seba konusunda Seyf b. Ömer tarafından uydurulmuş olan bu kıssayı ilk defa nasibilerin tarih, hadis ve rical alimi olan Taberi rivayet etmiştir. Taberi bu konuda diyor ki:

كتب به إلى السري عن شعيب عن سيف عن عطية عن يزيد الفقعسي قال كان عبد الله بن سبأ يهوديا من أهل صنعاء أمه سوداء فأسلم زمان عثمان ثم تنقل في بلدان المسلمين يحاول ضلالتهم فبدأ بالحجاز ثم البصرة ثم الكوفة ثم الشأم فلم يقدر على ما يريد عند أحد من أهل الشأم فأخرجوه حتى أتى مصر فاعتمر فيهم فقال لهم فيما يقول لعجب ممن يزعم أن عيسى يرجع ويكذب بأن محمدا يرجع وقد قال الله عز وجل (إن الذي فرض عليك القرآن لرادك إلى معاد) فمحمد أحق بالرجوع من عيسى قال فقبل ذلك عنه ووضع لهم الرجعة فتكلموا فيها ثم قال لهم بعد ذلك إنه كان ألف نبي ولكل نبي وصى وكان علي وصي محمد ثم قال محمد خاتم الأنبياء وعلي خاتم الأوصياء ثم قال بعد ذلك من أظلم ممن لم يجز وصية رسول الله صلى الله عليه وسلم ووثب علي وصي رسول الله صلى الله عليه وسلم وتناول أمر الأمة ثم قال لهم بعد ذلك إن عثمان أخذها بغير حق وهذا وصي رسول الله صلى الله عليه وسلم فانهضوا في هذا الامر فحركوه وابدأوا بالطعن على أمرائكم وأظهروا الامر بالمعروف والنهي عن المنكر تستميلوا الناس وادعوهم إلى هذا الامر فبث دعاته وكاتب من كان استفسد في الأمصار وكاتبوه ودعوا في السر إلى ما عليه رأيهم وأظهروا الامر بالمعروف والنهي عن المنكر وجعلوا يكتبون إلى الأمصار بكتب يضعونها في عيوب ولاتهم ويكاتبهم إخوانهم بمثل ذلك ويكتب أهل كل مصر منهم إلى مصر آخر بما يصنعون فيقرأه أولئك في أمصارهم وهؤلاء في أمصارهم حتى تناولوا بذلك المدينة وأوسعوا الأرض إذاعة وهم يريدون غير ما يظهرون ويسرون غير ما يبدون فيقول أهل كل مصر إنا لفي عافية مما ابتلى به هؤلاء إلا أهل المدينة فإنهم جاءهم ذلك عن جميع الأمصار فقالوا إنا لفي عافية مما فيه الناس
Sırrı’nın kitabında Şuayb’dan, o Seyf’den, o Atiyye’den, o da Yezid el-Fukasi’den anlattı, dedi ki: Abdullah b. Sebe Sana yahudilerindendi, annesi Sevda idi. Osman zamanında İslamı kabullendi, müslümanları fitneye sürüklemek amacı ile İslam beldelerini Hicaz, Basra, Kufe ve Şam’a gitti. Fakat Şam ahalisi sözlerini kabul etmeyerek onu şehirden kovdu! Abdullah sonunda Mısır’a gidip oraya yerleşmek zorunda kaldı. O, Mısır’da toplantılar düzenleyerek halka karışıyor, onlarla konuşup şu konuları aktarıyordu: “İsa a.s’ın a.s döneceğine inandıkları halde Muhammed s.a.a’in recat edeceğini inkar eden insanlara şaşırıyorum. Oysa Allah Teala buyuruyor ki: “Hiç şüphesiz, sana Kur’an’ı farz kılan, seni dönülecek yere elbette döndürecektir.” (Kasas, 85) ve Muhammed bu ricat ve dönüşe İsa’dan daha layıktır, insanlar da onun sözünü kabul ettiler. Böylece ibni Seba oturup hakkında konuşmaları için ricat meselesini insanların arasında söz konusu etti. Bir müddet sonra ibni Seba dedi ki: “Bin tane peygamber gelmiştir ve her birinin vasisi vardı; Ali de Muhammed’in vasisidir!” Daha  sonra dedi ki: “Muhammed peygamberlerin, Ali de vasilerin sonuncusudur. Peygamber’in vasiyetini dinlemeyip Resulullah’ın vasisi Ali’ye saldırarak haksız olarak ümmetin başına geçen kimseden daha zalim kim var?!” Sonra dedi ki: “Osman haksız olarak hükümete geçti. Rasulullah’ın vasisi burada hazır olan Ali’dir. O halde kıyam ederek bunu herkese duyurun ve insanları uyandırın. Bu harekette marufu emretme ve münkerden sakındırma hususunda ilk önce başınızdakileri eleştirin ki halk size meyletsin; o zaman onları istediğiniz hedefe yönlendirin!” Abdullah b. Seba daha sonra her tarafa temsilciler gönderdi ve İslâm topraklarının köşe bucağında üzerinden fesat kokusu gelen herkese mektuplar yazdı. Onlar da gizli bir şekilde  onun hedefini izlediklerini söyleyerek marufu emretme ve münkerden sakındırma adı altında ülkenin dört bir yanına mektuplar yazarak  başlarındakilerin kötülükleriyle çirkin hareketlerini onlara anlattılar. Fikirdaşları da aynı işi yaptılar; böylece herkes kendi şehrinde yaptıklarını diğer şehirlere haber verdi, onlar da bu haberleri insanlara okudular. Nihayet bu haberler Medine’ye ulaşarak her tarafta yayıldı. Onlar bu can ve başla çalışmalarında hedeflerinin ne olduğunu söylemiyorlardı. İnsanlara söyledikleriyle içlerinde olanlar arasında çok büyük bir fark vardı!  Sonunda Medine halkı dışında herkes durumlarının diğer şehirlerin halkının durumundan daha iyi olduğuna inandı. Diğer şehirlerin haberleri Medine’ye ulaşınca Medine halkı buna inanmayarak “Biz böyle bir emniyet ve huzur içindeyken diğer şehirlerin insanları bu kadar azap mı çekiyor?” dediler. Öyle ki sonunda Medine halkının Osman’ın yanına giderek şöyle dediklerini yazarlar: “ey Müminlerin Emiri! İnsanlardan bize ulaşan sana da ulaştı mı?” Osman, “Hayır vallahi! halkın emniyet ve rahatlığı hakkında iyi haberlerden başka bir şey duymadım.” Diye cevap verdi. Onlar, “Ama bize ulaştı.” Dediler ve sonra bildiklerini Osman’a söylediler. Osman dedi ki: “Siz her zaman benim yanımdaydınız, müminlerin yar ve  yardımcısısınız; ne yapmamı istersiniz?” Onlar, “Bizce güvenilir adamlarını diğer şehirlerde olup bitenleri sana getirmeleri için oralara göndermelisin.” dediler. Osman onların önerisini yerine getirmek için Osman b. Mesleme’yi çağırarak Kûfe’ye, Usame b. Zeyd’i Basra’ya, Ammar  b. Yasir’i Mısır’a, Abdullah b. Ömer’i Şam’a ve önde gelen diğerlerini diğer yerlere gönderdi. Bu elçiler gönderildikleri şehirlerde görevlerini yerine getirdikten sonra Ammar Yasir’den önce Medine’ye dönerek, kavmin ileri gelenlerinin veya avam halkın söylediği endişelendirici bir şeyle karşılaşmadıklarını söylediler! Hepsi görüş birliği içerisinde işlerin Müslümanların istedikleri gibi gittiğini ve yalnızca adaleti uygulamada valilerin  sertlik gösterdiklerini haber verdiler. Halk uzun bir zaman Ammar’ın gelmesini bekledi; öyle ki sonunda onun öldüğünü veya öldürüldüğünü sandılar!  Fakat Abdullah b. Sa’d b. Serh’in mektubu Ammar’ın durumunu açıklığa kavuşturarak onları bu endişeden kurtardı. Abdullah mektubunda şöyle yazmıştır: “Mısır halkından bir grup Ammar’ın etrafına toplanmış, onu kendilerine yaklaştırarak onunla yakın ilişkiler kurmuştur. Ammar’ın etrafında toplananların arasında Abdullah b. Sevda, Halid b. Mulcem, Sevdan b. Hemran, Kenane b. Buşr gibi kimseler göze çarpmaktadır…!”

Taberi, “Tarihi Taberi”, 3/378-379

Taberi’nin bu rivayeti bize karşı her hnagi bir delil değildir ve bizim de buna cevap yazmamızın nedeni onu kaynak olarak görmemiz veya sözlerini ciddiye almamız değildir. buna cevap vermemizin tek nedeni nasibilerin iddalarının her zamanki gibi kendi kaynaklarında bile sabit olmadığını, aksine uydurma olduğunu göstermek isteğidir.

Taberi’nin rivayet etmiş olduğu bu masal nasibilerin kendi hadis ilmine göre değersizdir. zira Taberi’nin bu masalı kendisinden aktardığı raviler hepsi yalancı, zındık ve meçhuldürler. inşaAllah şimdi Taberi’nin aktardığı masalın senedinde yer alan raviler hakkında nasibi rical kitaplarından bilgi veriyoruz.

1-2. Yezid el-Fukasi (يزيد الفقعسي) ve Atiyye (عطية): her ikisi tarihte yaşamamış, dünyaya gelmemiş, doğulmamış aksine Seyf b. Ömer et-Temimi tarafından uydurulmuş olan ravilerdir. Allame Seyyid Murtaza Askeri r.a Seyf b. Ömer tarafından uydurulmuş olan ravileri incelediği “150 uydurma sahabe” kitabında bu şahısların her birinin uydurma olduğunu ortaya koymuştur.

3. Seyf b. Ömer (سيف بن عمر): Nebi s.a.a’in vefatı sonrasında ridde savaşları, fütuhat, Osman b. Affan’ın öldürülmesi, Cemel ve Sıffın savaşları ve ibni Sebe konusu gibi onlarca tarihi kıssayı tahrif etmiş, 150 ravi uydurmuş, yalancı ve zındık bir kişidir. nasibi rical alimi ibni Hacer onun biografisinde diyor ki:

سيف بن عمر التميمي البرجمي ويقال السعدي ويقال الضبعي ويقال الاسدي الكوفي صاحب كتاب الردة والفتوح
Seyf b. Ömer et-Temmi el-Bercemi “el-Esedi”, “ed-Dabbi” ve “el-Esedi el-Kufi” de denilmiştir. “Ridde ve futuh” adlı kitabın sahibidir.

قال ابن معين ضعيف الحديث وقال مرة فليس خير منه وقال أبو حاتم متروك الحديث يشبه حديثه حديث الواقدي وقال أبو داود ليس بشئ وقال النسائي والدارقطني ضعيف وقال ابن عدي بعض أحاديثه مشهورة وعامتها منكرة لم يتابع عليها وقال ابن حبان يروي الموضوعات عن الاثبات.  قال وقالوا أنه كان يضع الحديث.  قلت: بقية كلام ابن حبان اتهم بالزندقة وقال البرقاني عن الدارقطني متروك وقال الحاكم اتهم بالزندقة وهو في الرواية ساقط
ibni Main dedi ki: “hadiste zayıftır” ve yine demiştir ki: “onda hayır yoktur”
Ebu Hatim dedi ki: “hadisi metruktur, hadisi Vakidi’nin hadisi gibidir”
Ebu Davud dedi ki: “bir şey değildir”
Nesai ve Darektuni dediler ki: “zayıftır”
ibni Adiy dedi ki: “bazı hadisleri meşhurdur, ancak münkerdir, kabul edilmemiştir”
ibni Hibban dedi ki: “dürüst ravilere uydurma rivayetler isnad etmiştir, yalancı bir zındıktır” Ben (ibni Hacer) derim ki, ibni Hibba’nın “zındıktır” sözü iyi olmamıştır.
el-Berkani Darektuni’den naklen dedi ki: “metruk’tur”
Hakim dedi ki: “O bir zındıktır ve rivayetleri terk edilmiştir”

ibni Hacer, “Tehzib et-Tehzib”, 4/259-260, 517-ci ravi

yine bir başka nasibi rical alimi ez-Zehebi onun hakkında diyor ki:

سيف بن عمر التَّمِيمِي الْأَسدي لَهُ تواليف مَتْرُوك بِاتِّفَاق وَقَالَ ابْن حبَان اتهمَ بالزندقة قلت اِدَّرَكَ التَّابِعين وَقد اتهمَ قَالَ ابْن حبَان يروي الموضوعات
Seyf b. Ömer et-Teymi el-Esedi: onun telifleri ittifak ile red edilmiştir, ve ibni Hibban “o bir zındıktır” demiştir. derim ki: tabiinleri görmüş ve itham edilmiştir. ibni Hibban dedi ki: “mevzuat (uydurmalar) rivayetler etmiştir”

ez-Zehebi, “el-Muğni fid-Duafa”, 1/292, 2716-cı ravi

4. Şuayb b. İbrahim (شعيب بن ابراهيم الكوفي): zındık ve yalancı Seyf’in masallarını rivayet eden bir kişidir. fakat Seyf zındık olduğu gibi bu da meçhuldür. düşünün, zındığın kitabını meçhul birisi rivayet ediyor. ibni Hacer oun hakkında diyor ki:

شعيب بن إبراهيم الكوفي
Şuayb b. İbrahim el-Kufi

راوية كتب سيف عنه. فيه جهالة
ذكره ابن عَدِي وقال: ليس بالمعروف وله أحاديث وأخبار وفيه بعض النكرة
Seyfin kitabını kendisinden rivayet etmiştir, onda cehalet vardır.
ibni Adi zikretmiş ve demiştir ki: “maruf değildir, onun hadis ve haberlerinde bazı münkerler vardır”

ibni Hacer, “Lisan el-Mizan”, 3797-ci ravi

5. Sırrı (السري): masalı zındık Seyf’in kitabının ravisi meçhul Şuayb’dan rivayet eden bu şahsın kim olduğu konusunda ihtilaf vardır. çünkü “Sırrı” olarak bilinen 3 kişi vardır:

a) Sırrı b. Yahya el-Kufi (السري بن يحيى الكوفي): nasibi rical ilmine göre güvenilir bir ravidir, ibni Hacer onun hakkında diyor ki:

السري بن يحيى بن إياس بن حرملة الشيباني البصري ثقة أخطأ الأزدي في تضعيفه من السابعة مات سنة سبع وستين
Sırrı b. Yahya… eş-Şeybani el-Basri, sika (güvenilir)’dir, 167 yılında ölmüştür.

ibni Hacer, “Takrib et-Tehzib”, 2223-cü ravi

b) Sırrı b. İsmail el-Hemedani (السريّ بن اسماعيل الهمدانيّ): yalancı ve uydurukcudur, nasibi rical alimi ibni Adi onun hakkında diyor ki:

السري بْن إسماعيل
Sırrı b. İsmail

كتب إلي مُحَمَّد بْن الحسن بْن بحر , ثَنَا عَمْرو بْن علي , قَالَ : كان يحيى لا يحدث عن السري بْن إسماعيل , وما سمعت عبد الرَّحْمَن ذكره قط
سمعت ابْن حماد , يقول : قَالَ البخاري : السري بْن إسماعيل الهمداني , عن الشَّعْبِيّ كوفي , قَالَ يحيى بْن سعيد : استبان لي كذبه في مجلس
ثنا ابْن أبي عصمة , ثَنَا أبو طالب , قَالَ : قلت لأحمد بْن حنبل : السري بْن إسماعيل ؟ قَالَ : ترك الناس حديثه
ثنا ابْن حماد , ثَنَا الْعَبَّاس , عن يحيى , قَالَ : السري بْن إسماعيل ليس بشيء
Amr b. Ali dedi ki: “Yahya (b. Said) Sırrı b. İsmail’den rivayet etmezdi ve Abdurrahman (b. Mehdi)’nin de onun zikrettiğini hiç duymadım”
Buhari dedi ki: Sırrı b. İslmail el-Hemedani, Şaabi’den (rivayet etmiştir), Yahya b. Said dedi ki: “bana mecliste yalan söyledi”
Ebu Talib dedi ki: Ahmed b. Hanbel’e Sırrı b. İsmail hakkında sordum, dedi ki: “insanlar onun hadisini terketmiştirler”
Yahya b. Main dedi ki: “Sırrı b. İsmail bir şey değildir”

ibni Adi, “Kamil fid-Duafa”, 3/456, 872-ci ravi

c) Sırrı b. Asım el-Hemedani (السريّ بن عاصم الهمدانيّ): yalancı ve hadis uydurucusudur, nasibi rical alimi ibni Hacer onun biografisinde diyor ki:

السري بن عاصم بن سهل أبو عاصم الهمداني
Sırrı b. Asım . Sehl, Ebu Asım el-Hemedani

وهاه ابن عَدِي وقال: يسرق الحديث
وقال النقاش في موضوعاته في الحديث الأخير: وضعه السري
ibni Adi dedi ki: “hadis çalar”
ve Nakkaş “uydurma hadisler” kitabında dedi ki: “Sırrı uydurur”

ibni Hacer, “Lisan el-Mizan”, 3364-cü ravi

şimdi eğer Taberi’nin senedindeki Sırrı’dan kasıt ilk ravi ve güvenilir olan Sırrı b. Yahya el-Kufi ise şu halde senedde inkita (kopukluk) vardır. zira yukarıda gördüğümüz gibi Sırrı b. Yahya 167 yılında ölmüştür, Taberi ise 224 yılında dünyaya gelmiştir (bkz: ez-Zehebi, “Siyer”, 14/267).

yok eğer, Sırrı’dan kasıt diğer iki kişiden birisi ise şu halde onlar da yalancıdırlar. Ama benim zannımca bu kişi Sırrı b. Asım el-Hemedani’dir, zira o hicri 258 yılında Bağdad’a gelmiş ve Taberi ile görüşmüştür.

görüldüğü gibi masalı rivayet edenlerden ilk 2 ravi Seyf’in uydurduğu kişilerdir + Seyf kendisi zındık ve yalancıdır + Seyf’in masallarını rivayet eden Şuayb meçhuldür + masalları Şuayb’dan alıp Taberi’ye aktaran Sırrı ya yalancıdır yada Taberi ile arasında inkita vardır. görüldüğü gibi bizzat nasibi ricaline göre bu masalın tutulacak bir yanı yok, nereye el atsak elimizde kalıyor. durumun böyle olduğunu gören nasibiler ısrarla ve bir şekilde dinleri gibi yalan olan iddalarını kurtara bilmek için güya İslami/Şii kaynaklardan delil getiriyorlar. nasibi diyor ki:

ibni Sebe’nin Hz. Ali’nin hilafeti döneminde ortaya çıktığını, Hz. Alinin vasiliği iddasını ortaya attığını, sahabeleri söverek tekfir eden ilk kişi olduğunu Şii kaynaklar bile doğrulamaktadır. şii alimlerden Nevbahti “Fırakuş Şia”, sayfa 22’de; Keşşi “Rical”, sayfa 100-101’de; Mamakani “Tenkihul Makal”, 2/184’de rivayet etmiştir.

şüphenin cevabı: İslami/Şii kaynaklarda kesinlikle bu konuda hiç bir sahih bilgi, hatta sahihi geçin senedi olan bir bilgi dahi yoktur. ve nasibilerin delil diye aktardıkları İslami/Şii kaynakların hiç birisi bu kıssayı isnad ile rivayet etmemiştirler. aksine nasibilerin delil diye sundukları İslami/Şii kaynakların hepsi bu olayı Sad b. Abdullah el-Kummi r.a’ın “Makalt vel-Fırak” adlı kitabından alıntılamıştırlar. yani İslami/Şii kaynaklarda kıssanın aslı Sad b. Abdullah el-Kummi r.a’ın kitabıdır ki, bu kitapta kıssa şöyle geçmektedir:

وحكى جماعة من أهل العلم أن عبد الله بن سبإ كان يهوديا فأسلم و والى عليا (عليه السلام) و كان يقول و هو على يهوديته في يوشع بن نون وصي موسى بالغلو، فقال في إسلامه بعد وفاة رسول الله (صلى الله عليه وآله وسلم) في علي (عليه السلام) مثل ذلك، و كان أول من شهر بالقول بفرض إمامة علي و أظهر البراءة من أعدائه و كاشف مخالفيه و أكفرهم، فمن هاهنا قال من خالف الشيعة أصل التشيع  و الرفض مأخوذ من اليهودية
ilm ehlinden bir gurubu demiştir ki: “Abdullah b. Sebe Yahudiydi, sonra müslüman oldu ve Ali a.s’ı sevmeye başladı. Abdullah b. Sebe, Yahudi olduğu zamanlar Yuşa b. Nun hakkında guluvda bulunuyor ve onun Musa a.s’ın vasisi olduğunu söylüyordu. Rasulullah s.a.a’in vefatından sonra da müslüman iken onlara benzer guluv sözler Hz. Ali hakkında da söyledi. Ali a.s’ın velayetinin farz olduğunu ilk defa söyleyen ve onun düşmanlarından teberri eden, onları tekfir eden o idi” buna dayanarak Şia muhaliflerli “Rafiziliğin esası Yahudilik’tir” demiştirler.

Sad b. Abdullah el-Kummi r.a, “Makalat vel Fırak”, sayfa 20

görüldüğü gibi kıssanın aslının geçtiği “Makalat vel-Fırak” kitabında müellif Sad b. Abdullah el-Kummi r.a bu görüşü kabul ettiğini beyan etmemiş veya onu bir sened ile rivayet etmemiştir, aksine kendisi bu sözleri alıntılamıştır ve alıntı yaptığı şahısları “ilim ehlinden bir gurubu” diye belirsiz bırakmıştır. Binaenaleyh, bu nakil bu kouda hüccet konumunda değildir. saniyen, Sad b. Abdullah el-Kummi r.a’ın “ilim ehlinden bir gurubu” dediği şahısların sünni tarihçileri olmaları ihtimali vardır. zira Sad b. Abdullah el-Kummi r.a muhaliflerden tarihi rivayetler aktarmış bir kişidir. Necaşi r.a onun biografisinde diyor ki:

سعد بن عبد الله بن أبي خلف الاشعري القمي أبو القاسم ، شيخ هذه الطائفة وفقيهها و وجهها. كان سمع من حديث العامة شيئا كثيرا ، وسافر في طلب الحديث ، لقى من وجوههم الحسن بن عرفة ومحمد بن عبد الملك الدقيقي وأبا حاتم الرازي و عباس الترقفي
Sad b. Abdullah b. Ebu Halef el-Eşari el-Kummi, Ebul Kasım, bu taifenin şeyh ve fakihlerindendir. Amme (ehli sünnet)’den çok sayıda hadis duymuş ve hadis talebi ile (onların bölgelerine) seyahat etmiştir. sünni alimlerinden Hasan b. Arefe, Muhamed b. Abdulmelik ed-Dakiki, Ebu Hatem er-Razi ve Abbas es-Sakafi’den rivayet etmiştir.

Necaşi r.a, “Rical”, sayfa 178, 467-ci ravi

2. imam Ali a.s’ın ilahlığını idda eden gerçek ibni Sebe: zındık Seyf b. Ömer’in tahrif ederek çarpıttığı masalın aksine gerçek kıssada ibni Sebe tamamen farklı bir kişiliktir ve seyf b. Ömer’in kendisine atfettiği işlerle kesinlikle ilgisi yoktur. ibni Sebe’nin gerçek kimliğini Keşşi r.a’ın aktardığı sahih hadislerde açıkca göre bilmekteyiz. Keşşi r.a bu şahıs hakkında diyor ki:

حدثني محمد بن قولويه القمي، قال حدثني سعد بن عبد الله بن أبي خلف القمي، قال حدثني محمد بن عثمان العبدي، عن يونس بن عبد الرحمن، عن عبد الله بن سنان، قال حدثني أبي، عن أبي جعفر (عليه السلام): أن عبد الله بن سبإ كان يدعي النبوة و يزعم أن أمير المؤمنين (عليه السلام) هو الله (تعالى عن ذلك) فبلغ ذلك أمير المؤمنين (عليه السلام) فدعاه و سأله فأقر بذلك و قال نعم أنت هو و قد كان ألقي في روعي أنك أنت الله و أني نبي
فقال له أمير المؤمنين (عليه السلام) ويلك قد سخر منك الشيطان فارجع عن هذا ثكلتك أمك و تب فأبى فحبسه و استتابه ثلاثة أيام فلم يتب فأحرقه بالنار و قال إن الشيطان استهواه فكان يأتيه و يلقي في روعة ذلك
bana Muhammed b. Kavlaveyh anlattı, dedi ki: bana Sad b. Abdullah anlattı, dedi ki: Muhammed b. Osman el-Ubeydi bana Yunus b. Abdurrahman’dan, o da Abdullah b. Sinan’dan anlattı, dedi ki: babam bana Ebu Cafer (imam Bakır a.s)‘dan anlattı, dedi ki: Abdullah b. Sebe Peygamberlik iddiasında bulunuyordu ve Müminlerin Emiri (imam Ali a.s)’ın Allah olduğunu sanıyordu. Bu Müminlerin Emiri (imam Ali a.s)’a ulaştı ve imam a.s onu çağırarak ona sordu, o da buna ikrar etti ve ekledi: “Evet, sen O’sun bu benim kalbime ilka olmuştur. Şüphesiz sen Allah’sın ve ben de peygamberinim” Müminlerin Emiri (imam Ali a.s) ona dedi ki: “yazıklar olsun sana, şüphesiz şeytan sana musallat olmuştur, anan yasını tutsun hemen bu inançtan dön ve tövbe et.” imam a.s onu hapsetti ve üç gün tövbe etmesini istedi ama o tövbe etmedi. İşte bundan dolayı imam a.s onu ateşte yaktı ve dedi ki: “Şüphesiz şeytan ona gelerek onu kandırıyor ve onun aklına bunu ilka ediyordu.”

حدثني محمد بن قولويه، قال حدثني سعد بن عبد الله، قال حدثنا يعقوب بن يزيد و محمد بن عيسى، عن ابن أبي عمير، عن هشام بن سالم، قال : سمعت أبا عبد الله (عليه السلام) يقول و هو يحدث أصحابه بحديث عبد الله بن سبإ و ما ادعى من الربوبية في أمير المؤمنين علي بن أبي طالب، فقال إنه لما ادعى ذلك فيه استتابه أمير المؤمنين (عليه السلام) فأبى أن يتوب فأحرقه بالنار
bana Muhammed b. Kavlaveyh anlattı, dedi ki: bana Sad b. Abdullah anlattı, dedi ki: Yakub b. Yezid ve Muhammed b. İsa bana ibni Ebi Umeyr’den, o da Hişam b. Salim’den anlattı, dedi ki: Ebu Abdullah (imam Cafer es-Sadık a.s)’ın, Abdullah b. Sebe ve onun Müminlerin Emiri Ali b. Abi Talib hakkındaki İlahlık iddiasında bulunmasıyla ilgili şöyle dediğini duydum: “O böyle bir iddiada bulunduğunda Müminlerin Emiri a.s onun tevbe etmesini istedi ama o tövbe etmekten kaçındı, işte bundan dolayı imam onu ateşe atıp yaktı.”

حدثني محمد بن قولويه، قال حدثني سعد بن عبد الله، قال حدثنا يعقوب بن يزيد و محمد بن عيسى، عن علي بن مهزيار، عن فضالة بن أيوب الأزدي، عن أبان بن عثمان، قال : سمعت أبا عبد الله (عليه السلام) يقول لعن الله عبد الله بن سبإ إنه ادعى الربوبية في أمير المؤمنين (عليه السلام) و كان و الله أمير المؤمنين (عليه السلام) عبدا لله طائعا، الويل لمن كذب علينا و إن قوما يقولون فينا ما لا نقوله في أنفسنا، نبرأ إلى الله منهم نبرأ إلى الله منهم
bana Muhammed b. Kavlaveyh anlattı, dedi ki: bana Sad b. Abdullah anlattı, dedi ki: Yakub b. Yezid ve Muhammed b. İsa bana  Ali b. Mehziyar’dan, o Fudale b. Eyyub’dan, o da Eban b. Osman’dan anlattı, dedi ki: Ebu Abdullah (imam Cafer es-Sadık a.s)’ın, şöyle dediğini duydum: “Allah Abdullah b. Sebe’ye lanet etsin, o Müminlerin Emiri a.s hakkında ilahlık iddiasında bulundu. Oysa Allah’a andolsun ki, Müminlerin Emiri (imam Ali a.s) Allah’a gönülden kulluk ve ibadet etti. Aleyhimizde yalan söyleyene yazıklar olsun. Bazı kimseler, bizim söylemediğimiz şeyleri bizim hakkımızda söylüyorlar. Biz onlardan teberi ediyoruz, biz onlardan teberri ediyoruz.”

و بهذا الإسناد، عن يعقوب بن يزيد، عن ابن أبي عمير. و أحمد بن محمد بن عيسى، عن أبيه و الحسين بن سعيد، عن ابن أبي
عمير عن هشام بن سالم، عن أبي حمزة الثمالي، قال : قال علي بن الحسين (عليه السلام) لعن الله من كذب علينا، إني ذكرت عبد الله بن سبإ فقامت كل شعرة في جسدي، لقد ادعى أمرا عظيما ما له لعنه الله، كان علي (عليه السلام) و الله عبدا لله صالحا، أخو رسول الله (صلى الله عليه وآله وسلم) ما نال الكرامة من الله إلا بطاعته لله و لرسوله، و ما نال رسول الله (صلى الله عليه وآله وسلم) الكرامة من الله إلا بطاعته
önceki isnad ile Yakub b. Yezid’den, o ibni Ebi Umeyr’den ve Ahmed b. Muhammed b. İsa’dan, o babasından, ve Hüseyin b. Said’den, o ibni Ebi Umeyr’den bunların hepsi Hişam b. Salim’den, o da Ebu Hamza Sumali’den anlattı, dedi ki: Ali b. Hüseyin (imam Seccad a.s) dedi ki: “Aleyhimize yalan uyduranlara Allah lanet etsin. Ben Abdullah b. Sebe’yi hatırladım, bedenimdeki her kıl diken diken oldu. Hakkı olmayan büyük bir iddiada bulundu, Allah ona lanet etsin. Andolsun Allah’a ki, Ali a.s Allah’a salih bir kul olarak ibadet etti. Resulullah s.a.a’ın kardeşiydi, Allah’a ve resulüne itaat ederek keramete nail oldu, Allah resulü de Allah’a itaat ederek keremete nail oldu.”

و بهذا الإسناد، عن محمد بن خالد الطيالسي، عن ابن أبي نجران، عن عبد الله، قال،: قال أبو عبد الله (عليه السلام) إنا أهل بيت صديقون لا نخلو من كذاب يكذب علينا و يسقط صدقنا بكذبه علينا عند الناس، كان رسول الله (صلى الله عليه وآله وسلم) أصدق الناس لهجة و أصدق البرية كلها، و كان مسيلمة يكذب عليه، و كان أمير المؤمنين (عليه السلام) أصدق من برأ الله بعد رسول الله و كان الذي يكذب عليه و يعمل في تكذيب صدقه و يفتري على الله الكذب عبد الله بن سبإ
önceki isnad ile Muhammed b. Halid et-Tayalisi’den, o ibni Ebi Necran’dan, o Abdullah’dan, o da Ebu Abdullah (imam Cafer es-Sadık a.s)‘dan anlattı, dedi ki: “Biz Ehlibeyt sıddıklarız, sürekli aleyhimizde yalan konuşanlar oluyor. Onların aleyhimizde yalan sözler uydurmasıyla halkın yanında sadakatimiz zedeleniyor. Rasulullah s.a.a halkın en doğru konuşanı ve bütün insanların en doğru sözlüsüydü. (bununla birlikte) Museyleme, O’nun aleyhinde yalan konuşuyordu. Müminlerin Emiri (imam Ali a.s), Resulullah s.a.a’den sonra, Allah’ın yaratıklarının en doğru konuşanıydı, (bununla birlikte) Abdullah b. Sebe, O’nun aleyhinde yalan konuşuyordu, onun doğru sözlülüğünü yalanlamak için çalışıyordu ve Allah’a iftirada bulunuyordu.”

Keşşi r.a, “Rical”, 2/106-108, hadis 170-174

Keşşi r.a’ın burada rivayet ettiği hadislerden birinci (hadis 170) ve sonuncu (hadis 174) zayıftırlar. birinci hadisin senedinde kırmızı ile işaretlediğim 2 ravi yani Muhammed b. Osman el-Ubeydi ve Abdullah b. Sinan’ın babası meçhuldürler. sonuncu (174-cü) hadisin senedinde ise kırmızı ile işaretlediğim ravi Muhammed b. Halid et-Tayalisi vardır ve o da meçhuldür. Şeyh Cevheri onun hakkında diyor ki:

محمد بن خالد بن عمر: الطيالسي التميمي أبو عبد الله – مجهول
Muhammed b. Halid b. Ömer et-Tayalisi et-Temimi, Ebul Abdullah, meçhuldür.

Cevheri, “Müfid min mucem ricalil hadis”, sayfa 524, 10717-ci ravi

diğer üç hadis (171, 172, 173) ise sahih’tir. 171-ci hadis 2 değişik sahih sened, 172-ci hadis yine 2 değişik sahih sened ve 173-cü hadis 3 değişik sahih sened ile rivayet edilmiştir ki, bunlar toplam 7 sahih sened eder. 7 sahih sened ile imamlar a.s’dan Abdullah b. Sebe’nin Hz. Ali a.s’ın ilahlığını idda ettiği, imam Ali a.s’ın bu yüzden onu tevbeye davet ettiği, tevbeye yanaşmayınca yaktığı rivayet edilmiştir. dolayısı ile gerçek ibni Sebe kıssasında bu şahısın Osman döneminde ortaya çıkması, insanları Osman aleyhine kışkırtması, Cemel ve Sıffın savaşlarına müdahele etmesi, imam Ali a.s’ın vasiliğini idda etmesi, recat fikrini ortaya atması ve s. gibi şeyler mevcut değildir. gerçek kıssas bu şahısın Hz. Ali a.s hakkında ilahlık iddasında bulunması ve imam a.s’ın onu öldürmesi şeklindedir. nitekim nasibi tarihçilerinden ibni Asakir de bu konuda rivayetler aktarmıştır, ibni Asakir diyor ki:

أخبرنا أبو البركات الأنماطي أنا أبو طاهر أحمد بن الحسن وأبو الفضل أحمد بن الحسن قالا أنا عبد الملك بن محمد بن عبد الله أنا أبو علي بن الصواف نا محمد بن عثمان بن أبي شيبة نا محمد بن العلاء نا أبو بكر بن عياش عن مجالد عن الشعبي قال أول من كذب عبد الله بن سبأ
bana Ebul Bereket el-Enmati haber verdi, dedi ki: bana Ebu Tahir ve Ebul Fazl anlattılar, dediler ki: bize Abdulmelik b. Muhammed anlattı, dedi ki: bana Ebu Ali b. Saffav anlattı, dedi ki: bana Muhammed b. Osman b. Ebi Şeybe anlattı, dedi ki: bana Muhammed b. Ala anlattı, dedi ki: Ebu Bekir b. Ayyaş bana Mecaled’den, o da Şaabi’den anlattı, dedi ki: “ilk yalan söyleyen Abdullah b. Seba’dır.”

قرأنا على أبي عبد الله يحيى بن الحسن عن أبي الحسين بن الآبنوسي أنا أحمد بن عبيد بن الفضل وعن أبي نعيم محمد بن عبد الواحد بن عبد العزيز أنا علي بن محمد بن خزفة قالا نا محمد بن الحسن نا ابن أبي خيثمة نا محمد بن عباد نا سفيان عن عمار الدهني قال سمعت أبا الطفيل يقول رأيت المسيب بن نجبة أتى به ملببة يعني ابن السوداء وعلي على المنبر فقال علي ما شأنه فقال يكذب على الله وعلى رسوله
Ebu Abdullah Yahya b. Hasan’a Ebul Hüseyin b. el-Ebnus’dan şöyle dediğini kıraat ettim: bana Ahmed b. Ubeyd ve Ebu Nuaym anlattılar, dediler ki: bana Ali b. Muhammed anlattı, dedi ki: bana Muhammed b. Hasan anlattı, dedi ki: bana ibni Ebi Hayseme anlattı, dedi ki: Muhammed b. Abbad bana Süfyan’dan, o da Ammar ed-Dahani’den anlattı, dedi ki: Ebu Tufeyl’in şöyle dediğini duydum: Ali minberde olduğu zaman Müseyyib b. Necbe ile ibni Sevda’nın camiye girdiklerini gördüm. Ali onlara dedi ki: “sizin bu haliniz nedir?” Müseyyib dedi ki: “bu Allah ve Rasulü üzerine yalan söylüyor”

أخبرنا أبو القاسم يحيى بن بطريق بن بشرى وأبو محمد عبد الكريم بن حمزة قالا أنا أبو الحسن بن مكي أنا أبو القاسم المؤمل بن أحمد بن محمد الشيباني نا يحيى بن محمد بن صاعد نا بندار نا محمد بن جعفر نا شعبة عن سلمة عن زيد بن وهب عن علي قال ما لي ومال هذا الحميت الأسود
bana Ebul Kasım Yahya ve Ebu Muhammed Abdulkerim haber verdiler, dediler ki: bana Ebul Hasan b. Mekki anlattı, dedi ki: bana Ebul Kasım Mumil b. Ahmed anlattı, dedi ki: bana Yahya b. Muhammed anlattı, dedi ki: bana Bendar anlattı, dedi ki: bana Muhammed b. Cafer anlattı, dedi ki: Şube bana Selme’den, o Zeyd b. Vehb’den, o da Ali’den anlattı, dedi ki: “Ben bu siyahiden beriyim”

قال ونا يحيى بن محمد نا بندار نا محمد بن جعفر نا شعبة عن سلمة قال قال سمعت أبا الزعراء يحدث عن علي عليه السلام قال ما لي ومال هذا الحميت الأسود
Yahya b. Muhammed anlattı, dedi ki: bana Bendar anlattı, dedi ki: bana Muhammed b. Cafer anlattı, dedi ki: Şube bana Selme’den anlattı, dedi ki: Ebu Zera’nın Ali a.s’dan şöyle rivayet ettiğini duydum: “Ben bu siyahiden beriyim”

أخبرنا أبو محمد بن طاوس وأبو يعلى حمزة بن الحسن بن المفرج قالا أنا أبو القاسم بن أبي العلاء أنا أبو محمد بن أبي نصر أنا خيثمة بن سليمان نا أحمد بن زهير بن حرب نا عمرو بن مرزوق أنا شعبة عن سلمة بن كهيل عن زيد قال قال علي بن أبي طالب ما لي ولهذا الحميت الأسود يعني عبد الله بن سبأ وكان يقع في أبي بكر وعمر
bana Ebu Muhammed b. Tavus ve Ebu Yala Hamza b. Hasan haber verdiler, dediler ki: bize Ebul Kasım b. Ebi Ala haber anlattı, dedi ki: bana Ebu Muhammed b. Ebi Nasr anlattı, dedi ki: bana Hayseme b. Süleyman anlattı, dedi ki: bana Ahmed b. Züheyr b. Harb anlattı, dedi ki: Amr b. Merzuk bana Şube’den, oSelme’den, o Zeyd b. Vehb’den, o da Ali’den anlattı, dedi ki: “Ben bu siyahiden yani Abdullah b. Sebe’den beriyim” ve o Ebu Bekir ile Ömer’e söverdi.

ibni Asakir, “Tarihi Dimeşk”, 29/7-8

ibni Asakir’in burada aktardığı 3 hadistir ki, bunlardan birincisi zayıftır. zira bu ilk hadisin senedinde kırmızı ile işaretlediğim 2 ravi, Muhammed b. Osman b. Ebi Şeybe ve Mecaled b. Said vardır ve bunların her ikisi nasibi rical alimleri tarafından cerh edilmiştirler. ikinci “bu Allah ve Rasulü üzerine yalan söylüyor” hadisinin senedi nasibi ricaline göre sahihtir; üçüncü, “ben bu siyahiden beriyim” hadisi ise 3 sened ile rivayet edilmiştir ki, bu isnadlardan ilk ikisi sahih, üçüncüsü ise munkatıdır. zira ravi Ebu Muhammed b. Ebi Nasr hicri 524 yılında dünyaya gelmiştir (bkz: ez-Zehebi, “Siyer”, 22/31), hadisi kendisinden aktardığı Hayseme b. Süleyman ise hicri 340 yılında vefat etmiştir. yani arada 200 yıla yakın fark vardır. geriye kalan 2 hadis ise söylediğimiz gibi sahihtir, fakat bu hadislerin hiç birisi ibni Sebe’yi Seyf b. Ömer’in masallarındaki gibi aktarmamaktadır. aksine bu 2 hadiste onun Allah ve Rasulü s.a.a üzerine yalan söylediği ve Hz. Ali a.s’ın ondan teberri ettiği bildirilmektedir ki, bu Keşşi r.a’ın imamlar a.s’dan aktardığı hadislerle örtüşmektedir.

3. sonuç: bu araştırmamızda imam Ali a.s’ın vasiliğini idda eden ibni Sebe’nin uydurma bir kişi olduğunu, bu konu hakkında hiç bir sahih isnad bulunmadığını, bunu idda edenin sadece zındık ve yalancı Seyf b. Ömer olduğunu, buna karşılık gerçek ibni Sebe’nin imam Ali a.s’ın ilahlığını idda ettiğini hem islami/Şii ve hemde nasibi kaynaklı sahih hadislerle belgeledik. şimdi çalışmamızın bir özeti olarak Seyf b. Ömer masalı ile gerçek tarihi kıssayı karşılaştırıyoruz.

1. Seyf b. Ömer rivayetinde Abdullah b. Sebe Osman b. Affan’nın krallığının sonuna doğru ortaya çıkmıştır. Seyf b. Ömer’e ulaşmayan sahih hadislerde ise Abdullah b. Sebe imam Ali a.s’ın hilafeti zamanı Kufe’de ortaya çıkmıştır.

2. Seyf b. Ömer rivayetinde Osman b. Affan aleyhine halkı kışkırtan Abdullah b. Sebe’dir, Seyf b. Ömer’e ulaşmayan sahih hadislerde ise bu konuda bir bilgi olmamakla birlikte bunu inkar eden karineler mevcut’tur. Zira Seyf b. Ömer’e ulaşmayan bu sahih hadisler Abdullah b. Sebe’nin Ali a.s’ın hilafeti zamanı ortaya çıktığını söylemektedirler. imam Ali a.s ise Kufe’ye ancak Osman’ın öldürülmesi, kendisinin halife olması ve Cemel savaşından sonra gelmiştir.

ek olarak İslam tarihinden sahih olarak elde ettiğimiz bilgilere göre Osman b. Affan’ın katilleri önderliğini sahabe ve tabiinlerin yaptığı İslam ümmeti idi ve öldürülüşünün tek nedeni de Osman’ın kendi hataları idi. ve bu olaylarda Abdullah b. Sebe’nin adı bile gçmiyordu, bkz: Osman b. Affan’nın öldürülmesi kıssası

3. Seyf b. Ömer rivayetinde Abdullah b. Sebe imam Ali a.s’ın vasiliğini, recat edeceğini söylemiş, 3 Kureyş kralına söverek onları tekfir etmiş ilk kişidir, bunun üzerine Ali a.s onu öldürmek istemiş, fakat arkadaşlarının itirazı üzerine sürgün etmiştir. Seyf b. Ömer’e ulaşmayan sahih hadislerde ise Abdullah b. Sebe imam Ali a.s’ın ilahlığını idda etmiş, Ali a.s onu tevbe’ye davet etmiş, tevbe etmeyince yakmıştır. ek olarak Sünni ve Şii kaynaklarında Rasulullah s.a.a, Ehli Beyt imamları a.s ve sahabeler r.a’dan imam Ali a.s’ın Rasulullah s.a.a’in vasisi olduğu sahih olarak rivayet edilmiştir. yine, Recat akidesi de hem Kitabı Şerif ve hemde Sünneti Nebevi s.a.a ile sabittir, bkz: Recat

Araştırmamızın sonucu olarak elde ettiğimiz bilgiye göre Abdullah b. Sebe Kufe’de ortaya çıkmış, imam Ali a.s’ın ilahlığını idda etmiş ve imam Ali a.s tarafından öldürülmüş melun bir kişidir. Abdullah b. Sebe’ye isnad edilen insanları Osman b. Affan’a karşı kışkırtma, imam Ali a.s’ın vasiliğini ve recat edeceğini idda etme, sahabeleri söverek tekfir etme gibi fiiler uydurma ve yalan olup Seyf b. Ömer adlı yalancı ve zındık bir kişiden kaynaklanmaktadır.

velhamdulillahi Rabbil alemin.

Kategoriler:Tarih, şüphelere cevaplar Etiketler:
  1. 08/04/2015, 00:30

    şia denen taifeyi kuran elbette ki ibni sebedir neyi gizliyorsunuz

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: